İnsanlar yüzlerini değiştirebiliyor, seslerini, kokularını, gülüşlerini. Estetik haz yaratma isteği, ne zaman köklü değişim yaratma hırsına dönüşüyor?
Bir dizi operasyonun ardından kimsenin açıklamak zorunda olmadığı, bununla birlikte klişe halini almış "kendim için yaptım" açıklamasıyla konuyu açayım. Bu ifadeyle kişinin üstünde durmak istediği nokta bunun 'toplumla bir ilgisi olmaması', 'sadece aynaya baktığında iyi hissetmek istemesi'. Oysa bu açıklama yapılan işlemle çelişiyor. Çünkü sahip olmak istediği ideal taslağı yaratan güruh zaten içinde bulunduğu toplumun ta kendisi. Her gün medya aracılığı ile maruz kaldığı, bu yüzden günlük hayatta gözüne batan bazı özelliklerin kendisinde de olmasını istiyor. O halde olayın yalnızca kendi önündeki aynadan ibaret olmadığı aşikar. Bunu böyle lanse etme çabası da düşünsel baskı görmekten çekinmesine dayandığına göre, olay tümüyle kişinin diğer insanların gözünde nasıl olduğuyla ilgili..
Peki bu kalıcı değişimler nasıl olur da ironik bir hayat yaratmaz?
Ön yargılarımız, bazen katalizör görevi görerek ilişkilerimizi kısa zamanda ileri boyutlara taşıyabilme imkanı sunarken, bazen de başlamalarını dahi engelliyor. Estetik operasyonlar ile kişi, basitçe ön yargıların doğurabileceği bahsi geçen ilk sonucu kendi lehine kullanmaya çalışıyor diyebiliriz. Hemcinsleriyle olan rekabetinde aynı koşulları yaratmayı ve karşı cinsle etkileşiminde iyi bir ilk izlenim bırakmayı hedefliyor. Acaba normal koşullarda oldukça masum olan bu istek, operasyonlar ardından ikilem yaratmaz mı? A kişisine benzedikten sonra kurulan ilişki, ilk safhada etkilenilenin A kişisi olduğu anlamına gelmiyor mu? Bir anlamda B kişisi, ilişki kurduğu insanın aslında kendisinden etkilenmediğini kabul etmiş oluyor. Hem bunu en baştan kabul etmek, hem de bununla tatmin olmak kulağıma ironik geliyor. Bu noktada görünümü tek geçer koşul sayarak farklı özelliklerinin etkisi yoktur demiyorum. Olabilir elbette; ancak görünümü kendisi baş rol haline getirdiği için ilişkilerinde de onun payı en fazla olacak ve bu en büyük pasta dilimi kendisine ait bile değil..
Bunun bir önemi var mı?
Bana kalırsa var. Bütün sürecin biyokimyasal tepkimelerle ilerlediğinin bilincinde olarak yaşasaydık belki önemli olmazdı. Ne var ki bu farkındalıkla yaşamıyoruz ve birileri için özel olma isteği güdüyoruz. Bence tek özne olma isteği ile başka birine benzemeye çalışma eğilimi bir arada olmamalı.