Schindler's List

Kırmızı paltolu kız, insan doğasının unutmaya ne denli meyilli olduğunun da bir tasviriydi bana kalırsa.

Tam da ölüm fikrine alışmaya başlamış ve acıyı sindirmişken, siyah-beyaz tekdüzelikler içerisinde kırmızı gerçekliğiyle tekrar önümüze serildi bu durumun vehameti. İlk uyarıydı bu, sarsıldık yeniden.

Çaresizce koşuşturan bir çocuk için derinden üzüldük ve küçük kızla film boyu bir daha hiçbir sahnede buluşturulmadık. Her ne kadar öldürüldüğü tahminini yapmış olsak da bundan emin olabileceğimiz bir sahne göremedik. Dolayısıyla; içten içe, tüm rasyonel tahminlerin ardında gizli ve acıdan daha dayanıklı bir şeye sahip olduk: Umut !

Acı, sonuçlanmış olana hissedilir. Soru işareti bırakmadığından unutulması kolaydır, psikolojik savunma gereği bastırılması muhtemeldir. İlk uyaran kırmızı paltolu kızın ölümü değil, varlığı idi bu yüzden.

Umut ise çoğu zaman iradeyle ilintilidir. Sonuçlanmamışa duyulan his olduğundan unutulması hem zordur hem de acıdan farklı olarak, devam edilmesine yönelik bir çaba vardır doğamızda. Yani bu defa psikolojik bir zorunluluk değildi unutmak bizim için. Daha çok bir seçim gibiydi. Bedeli de daha ağır olmalıydı ve son uyaran, kırmızı paltolu kızın ölümü oldu bu sebeple.